kategoriler

Salih Amel Duaları



Salih Amel Duaları

Salih amel sahibi olan kimseler, Cenab-ı Hakk'm rızasına muvafık amel işleyen kullardır. Böyle salih amellerde bulunan ve Cenab-ı Allah'ın rızasına uygun hareket eden iyi kulların duan da ind-i ilahide makbul ve muteberdir. .

Amelleri salih olanların dualarının kabul olunmasıyla ilgili bir hikayeyi buraya yazmak münasib görüldü. Şöyle ki:

Selef-i salihin arasında bir zata sefere gitmek lüzum etti.Ve  ailesini biraderine emanet ederek sefere gitti. Ailesi çok saliha idi. Eşi sefere gittikten bir müddet sonra kadının kayınbiraderi nefsine uyup fikrini bozdu ve kadına aşık olduğunu billdirdi. Hem de kendine uymasını istedi. Kadın çok güzel ve gayet doğru ve ciddi idi. Adamın o kadar ısrarına, o kadar zorlamasına rağmen kadın bir türlü nza göstermedi. Ve fasık adama uymadı.

Adam o kadar üzerinde durdu ki: «Sana, zina etti diye iftira ederim ve şahidler bulurum. Recmettirir, toprağa gömdürerek başına taşlar yağdırırım, Bu şekilde helük olursun!» diye bin bir türlü zorluklar gösterdiği halde, kadın: «Böyle çirkabı irtikab ederek eşimin ırzına noksanlık getirmekten ise, nôrnusumla tertemiz ölmek hayırlıdır,» diyerek adama asla yüz vermedi.

Nihayet fasık adam bir gün, birkaç yalancı- şahid bulara  kadını «zina etti» diye mahkemeye verdi. Hakim şahidlerin ifadelerine göre kadının recm olunmasına hüküm verdi.

Kadın recmolundu. Beline kadar yere gömüldü, Bütün ali kadını taşladıktan sonra kadın bayıldı. Aklı başından gitti Halk, öldü diye kadının başından dağıldı. Eceli gelmemiş olan  bu kadın bir zaman sonra gözünü açtı. Baktı ki, her tarafı yaralar, bereler içinde! Sanki bir cenaze gibi idi.

Kadın bu hal ile Cenab-ı Allah'a dua ve tazarruda bulunup «Yarabbi, benim ırzıma noksanlık verme! Ben he zahmete, hatta ölüme de razıyıml» dedi.

O sırada bir köy kethüdası oradan geçmekte idi. Kadının iniltisini duyunca diri olduğunu bilerek, yanına geldi ve halini

sordu. Kadın: «Beni evine götür. İlaç eyle! İyi olursam mukabilinde sana hizmet ederiml» dedi ve kethüda, onu çıkarıp atının ardına aldı, evine getirdi, ilaç etti.

Kadın iyi olduktan sonra, o adam da kadına aşık oldu.

kendine teslim olmasını istedi. Kadın: «Ben recm olundum da gene ırzıma noksanlık getirmedim,» deyip -bütün kıssayı, yani aşına gelenleri kethudaya anlattı. Adam kadının doğru "!! sa

'ha olduğunu öğrenip anlayınca: «Sen benim hemşiremsin!» dedi.

Meğer adamın bir arap kulu varmış. Bu def'a kadına arap kul sataştı. Kadın ona da uymayınca, arap kul, ağasının bir küçük  oğlunu keserek kanlı bıçağı kadının yastığı altına koydu ve kadın uyurken duyurmadan ellerine biraz kan bulaştırdı.

Ana-baba sabahtan çocuğu kesilmiş görünce neye uğradıklarını  bilemediler. Ve kanı izleyerek gittiler. Kan o kadının yatağına kadar devam etti. Ve kanlı bıçak kadının yastığı al tında görüldü; kadının ellerinde de kan bulaşığı vardı. Çocuğun annesi feryadından kendini parçalıyordu.

Bunların feryadına, şamatasına kadın uyandı. Gördü ki elleri kanlı ve bir kanlı bıçak da yastığının altında duruyor. kadın bildi ki, çocuk kesilmiş; kanlı bıçak kendi yastığının altına bırakılmış. Ve kendi elleri de kana bulaşmıştı. Fakat bunu yapan o değildi.

 

Kadın: «Bu işi ben yapmadım,» diye and içiyor, çocuğun annesi ise delirmiş bir vaziyette: «Kadın, sen yaptın bu işi!» diyordu. çocuğun babası kadının suçsuz olduğunu anlıyor, fakat

«Bu kadının günahı yoktur; bu kadının bu işten haberi yok tur,» dedikçe anne daha fazla hiddetleniyor. Ve «Senin bu kadın ile bir pazarlığın vardır. Onun için bunu himaye ediyorsun,» diyordu . . Erkek baktı ki, işin bir. çıkar tarafı yoktur. Hemen kadının eline 10 altın vererek: «Kadın! Sen buradan uzaklaş! Git, başının çaresine bakl» dedi ve kadını evinden savuşturdu.

Oradan ayrilan kadın bir müddet gittikten sonra kalabalık arasında bir yiğitin asılı vaziyette ölmek. üzere olduğunu gördü. Sordu ki: «Bu ne için asıldı?» Dediler: «Bunun 10 alt borcu var imiş. Verememiş; onun için asılıyor.»

Kadın elindeki 10 altını verip o yiğit  o daracından  kur tardı ve geçti gitti.

O yiğit sordu ki: «Beni bu ölümden kim kurtardı?» Ona dediler: «Seni bir kadın 10 altın verip kurtardı. Ve bu tarafa gitti» Hemen yiğit, kadının arkasından gitti ve kadını buldu.

Kadına dedi: «Ben seni helallığa alayım.» Kadın: «Benim erim vardır. Ben kimseye varamam!» diye cevab verdi.

~(- Öyle ise bana ram ol! Ben seni sevdiml» demesi üzerine, kadın o teklifi de şiddetle reddeyledi. Fakat namerd genç, kadının peşini bırakmadı. Nereye gittiyse o da peşinden gitti. Nihayet bir deniz kenarına geldiler. Orada bir gemi hazırdı. Narnerd genç o kadını, cariyem, diye yalan söyleyerek geminin kaptanına sattı. Pahası olan kırk altını alarak savuştu, gitti.

Gemici çok neş'eli idi; «Bir karaveş aldıml» diye sevini yordu, Ve kadına karaveş muamelesi yapmak istedi.

Kadın kendinin karaveş olmadığını ve bir kocası bulunduğunu söyleyerek gemiciyi reddetti. Gemici. kadını dövüp eziyet edince kadın, Cenab-ı Allah'a yalvarıp dua etti ve ırzına noksanlık gelmemesini Cenab-ı Allah'tan istedi ve kendini Cenab-ı Allah'a emanet eyledi.

Bu sırada denizde bir fırtına peyda oldu. Gemide yüz ne insan vardı. Kadının bu halinden haberdar idiler. Hepsinden kadına yalvardılar ve dediler ki :

«Sen Allah'a dua et! Bu fırtına sakin olsun; biz seni gemen kurtaracağız.»

Kadın yine dua etti. Fırtına sakin oldu. O yüz nefer insanlarında kırk altın para toplayıp gemicinin parasını verdiler.KA

Kadın , gemiciden kurtulduğunu zannediyordu.

Gemi, fırtınadan selamet bulunca, bu def'a, o yüz kişiden her biri kadına sahib olmak istediler. Ve her biri kadının kendisine teslim olmasını istiyordu. '

Kadın bu def'a bunlann taarruzundan korkup. ırzına bir noksanlık gelmemesi için yine Cenab-ı Allah'a dua eyledi ve : «Bu zalimlerden beni kurtar yarabbi!» dedi.

O anda yine denizde bir fırtına peyda oldu. Oldukça korkunç idi. Bunların hepsi geminin üzerine çıkmışlardı: gemi idarecilerine yardım edeceklerdi. Rüzgarın şiddeti çok faı.la olu-

'erdi ve hiç kimse kalmadan denize düşüp kadın yalnız başına gemide kaldı.

Gemide yalnız kalan kadını Cenab-ı Allah rüzgar vasıtası He bir memlekette bir iske1eye çıkardı. Orada kadın gemiden çıkarak erkek kıyafetinde padişahin huzuruna vardı.

«Bu gemide çok mal vardır. Adamlanna emret. Bu malları bir emin yere koysunlar. Sahibleri denize düşerek öldüler.

Varisleri geldikleri zaman teslim edersin,» dedi. Şah, gemiyi de, malları da emniyet altına aldı ve doğruluğundan dolayı bu kadını kendine vezir eyledi.

Kadın, erkek kıyafetinde adaletle vezirlik vazifesine devam etmekte iken, bir zaman sonra, eceli gelmiş olmalı ki şah vefat etti. Halkın ısrar ve gayreti ile vezir, bu defa yeni şah seçildi.

Bu sırada kendinin kadın olduğunu halka bildirdi ve: «Layık görürseniz beni öyle şah edin,» dedi, Onlar da: «Senin kadınlığın bizi ilgilendirmez. Ancak senin doğru oluşun ve adaletin bize . lazım !» diye ğulü ettiler.

 

Bu sefer kadın Cenab-ı Allah'a el açarak sıdk ile yalvardı

ve:

«Yarabbi, ben aciz bir kulum! Şahlığa layık benim nerem vardır? ilahi, benim muinim ol! Ve ben neye dua edersem kabul et!» diye tazarru' ve niyazda bulundu. Cenab-ı Allah da duasını kabul etti. .

Bu şahın duası ile bütün kötürümler, körler, sakatlar, velhasıl; her ne şekilde olursa olsun, bütün martzlerin illetleri iyi olurdu. Bu hal bütün aleme yayıldı. Ve bu hali duymadık hiç bir memleket kalmadı. Bütün her taraftan dertliler derman için şaha dökülmeye başladılar.

Kadına: «Zina etti!» diye iftira eden fasıkın gözleri kör ve elleri, ayakIarı kötürüm oldu. Biraderi onu bir ata bindirdi. Ve bağlayarak yola devam etti. Giderken yolda arap kul ile birleştiler. O da kör olmuştu. Beraber gidip asılmaktan kuttılan yiğidin köyüne gelip evinde bir gece misafir oldular. O da kör Olmuştu. Hep beraber şahın yanına geldiler.

Şah bunları görür görmez. tanıdı. Amma onlar şôhı hiç tanımadılar. Şah bunların işini geriye bıraktı. Diğer dertlilerir işlerini gördü ve onIan gönderdi. Bilahare bu üç marizi huzuruna getirdi-ve:

«Söyleyin bakalım, siz bu hale ne sebebden düştünüz?» diye, evvela zina etti diye iftira edene sordu. O halini sakladı

« Hiç bir günahım yok iken böyle oldum,» dedi. Sonra dönüp arap kula sordu.

«Sen ne sebebden bu derde mübtela oldun?» Arap. kul şöyle anlattı:

« Ben bir ağanın kulu idim. Bir gün ağam bir kadın getirdi. Kadının vücudu -yara bere içinde, bitkin bir halde! Ağam kadına ilaç falan ederek tedavi etti. Kadın tamamen iyi olduk tan sonra ağam kadına meyil eyledi. Fakat kadın, ağama bi türlü uymadı. Ağam vazgeçti. Fakat bu def'a kadına ben musallat oldum. Ve bana da kafi surette meyil ve gevşeklik vermeyen bu kadına şöyle bir fenalık 'düşündüm. Ağamın birici : mu kestim. Ve o kadının yastığı altına kanlı bıçağı gecegizlice bıraktım. Biraz da kadının ellerine kan bulaştırdım.

benim kabahatim budur,» dedi.

Şah:

«Sözün doğrudur, Allah şifa versin!» dedi ve arap kulun derhal gözleri açıldı.

Şah döndü, asılmaktan kurtulan yiğide, bu hale düşüşünün sebebini sordu.

Yiğit şöyle anlattı:

«Ben on altın.' borçtan için asılmıştım. Bir kadın gelmiş, beni görünce sormuş: «Bu yiğit niçin asılıyor?» Benim borçlu naberimi duyunca on altın verip beni asılmaktan kurtarmış,

Ben bu hali öğrendim; kadının ardından gittim. Ve kadını buldum, kendisine musallat oldum. Bana bir türlü ram olmadı.

Nihayet karaveşim diye gemiciye, kırk altın alarak sattım. Benim de kabahatim budur!» dedi.

Şah ona da: «Sözlerin doğrudur. Allah senin de şifanı versirı!» diye dua etti ve derhalonun da gözleri açıldı.

Şah tekrar, zina if tirası eden kör ve kötürüme dönerek :

«Kabahatini söylemeyenin derdi iyi olmaz. İster söyle, ister söyleme!». dedi.

Maksadı, başlarında bulunan kendi kocasına bu halleri ve bu kıssaları tamamen duyurmak idi. Çünkü, onlan getiren kendi kocası idi. -

Zina iftirası eden şahıs için, zina iftirasını söylemek gayet müşkül idi. Çünkü kardeşi yanında idi. Kardeşi kendi hanımına yapılan hıyanetliği tamamen öğrenecekti. Ne çare ki, söylemeye mecbur kalmıştı. Ve şöyle anlatmaya başladı:

- «Bu benim kardeşimdir. Bunun bir hanımı vardı. Gayet doğru ve çok saliha idi. Onu bana emanet ederek kendisi sefere gitti. Bir müddet sonra ben fikrimi bozup kadının bana ram olmasını istedim. Hanım ise asla bana iltifat göstermedi. Ben her ne kadar kendine zor ve ölüm tehdidi ile ısrar ettimse de, ölüme razı oldu da bana uymaya razı olmadı. Nihayet birkaç yalancı sahid bularaqk zina etti diye kendıne iftıra ettım .Bundan bu derde mübtela oldum kekse ben olseydım de kardesım bu çirkin halime vakıf olmasaydı

 

Şah ona da :

«Sözlerin doğrudur. Allah senin de şifanı versin. Yalnız çok fena hallerde, çok fena hareketlerde bulunmuşsun. Böyle hainlik insanlığa yakışmaz. Tevbe eyle! Bir daha ölünceye kadar böyle hareketlerde bulunma!» dedi.

Adamın gözleri, elleri ve ayaklan iyi oldu. Tamamen eski durumuna döndü.

Adam iyi olduktan sonra kardeşi ağlamaya başladı. Öylesine ağlıyordu ki, işitip görenlerin yüreği parça parça oluyordu.

Şah ona dedi :

«Efendi, sen artık niçin ağlarsın İşte kardeşin mübtela  olduğu dertten kurtuldu. Sevineceğin yerde ağlıyorsun sen. Buna sebeb nedir ?»

Adam bir: «Alıh!,. çekerek dedi ki :

<"<Şahım, hatunum için ağlıyorum. Çünkü bana onu hain diye bildirdilerdi. Ben· de öldürüldüğüne sevinmiştim. Şimdi ise onun doğru ve namuslu olduğu meydana çıktı. Yüreğim ona yanıyor. Ve ağlayışıma da sebeb budur!» dedi. Şah teselli yönünden konuşuyormuş gibi görünerek adamın hanımı üzerindeki meyil ve muhabbetini öğrenmek Istiyordu . Bu gaye ne adama sordu :

«Efendi, ağlamaya Iüzum yoktur. Zira takdir-i ilahi böyle imiş. O senin hatunun iyi bir hatun imiş ki, ırzın yolunda camru feda etmiş, Sen şimdi onun halinden vasfet de dinleyelim,» dedi.

Adam bitkin bir halde söze devam etti:

«Şahım, ben ölmüş hatunun vasfını etsem ne fayda! Gitmiş bir def'a .. Onun alılakı, onun güzelliği ve kendisi gitti el den .. Onun kıymetini ben ,bilirdim . Baba yeter, kıymeti biçilir bir hatun değildi. Cemali. gözleri, lisan ve' sözleri hep sana benzerdı. Tavr u hareketi, merhamet ve şefkati hep sana benzerdi,ölmüş olmasa sensin derdim,» deyip tekrar ağlamaya başladı.

O anda şah daha fazla sabredemeyip kendini bildirdi ve bütün başından geçenleri, baştan nihayete kadar anlattı.

Aziz müslümanlar: duası kabul olan kimseler bahsinde, amel-i salih işleyen kimselerin duaları kabul olunacağını beyan ederken, böyle salih amel sahibi bir kadının duaları ne şekilde kabul olunmuştur ve duası bereketiyle o kadın ne gibi tehlikelerden kurtulmuştur, onu duyurmak ve bildirmek için bu hikayenin buraya yazılması münasib görüldü.

İşte ameli böyle salih olan gerek erkek, gerek kadın, her kesin; duası bereketiyle hayır olan bütün işlerde muvaffak olacağı mümkün ve muhtemeldir.

Sponsorlu Bağlantılar



Yorum Yap

Sponsorlu Bağlantılar

Son Yorumlar